Solmayı düşünmediğim tek bir gün bile olmadı uzun zamandır. Tamam
bu biraz abartı oldu ama. Yani işte ayın 20-25 günü rahat düşünüyorumdur.
Düşünmek dediysem hadi öcümü alıyım herkesten görsünler ne hatalar
bellediklerini değil. Tamam bazen öyle olduğu da oluyor ama hemen vazgeçiyorum
bu saçma fikirden. İnadına amına koyim diyorum. İnadına. Ama her gün bu kadar
güçlü olamıyorum ya da sinirli her ne dersen.
Tüm bedenim esareti altına giriyor. Uyanamıyo,
uyuyamıyorum. Her şeyin arafında, istenmeyen yerdeyim. Gözlerim kendi içine
çöküyor tüm enerjim ve bedenim çürümeye başlıyor. Ağzımı açacak kadar güç
bulduğumda ise sayıklayarak yalvarıyorum “solmak istiyorum, solmak istiyorum,
solmak istiyorum..” “çok canım acıyor” favorim bu iki cümle.
Neyse bu halden çıkmanın kısa dönemli çözümleri de mevcut.
Doping bombardımanı olarak 31’i fazlasıyla öneriyorum. Ne zaman toleransınız
arttığına göre. beni max 1 aya kadar idare ediyor. Sonra diğer tüm zevklerim ve
düşüncelerim gibi o da koparılıyor benden. Pislik ve çürümeyle kaplanıyor.
Bakamaz, dokunamaz, düşünemez oluyorum. Yine çürümeye başlıyorum.
Ya da daha yıkıcı bir çözüm olarak öfke. Bu hale yani temel
güdülerine karşı verdiği savaşa sebep olabilecek tek bir şey tanıyorum. Farklı adları var ama esasında aynı şeyler. Öfke,
acı, uruk kralı gılgamış –yani hayalkırıklığı- sızı. Hepsi aynı bok. Duyguları
ayırmak saçmalıktır. Hepsi aynı kazanda kavruluyorlar ayıramazsın dangalak
herif. Neyse bu öfke seni ayağa kaldırır. Ama tehlikeli bir silahtır. Ucuzdur,
güçlüdür dayanılmazdır. Bir kere içine düşünce bağımlısı olursun hep özendiğin o
kişi olmuşsndur. Pervasız, güçlü, yenilmez, eğilmez yani bir orospu
çocuğusundur. Günler birbiri ardına
devrilir. Yakacak kalmadığında ise kendi kendini eritmeye başlarsın. Elbet
görmüşsündür içi boş bi böcek vardı ama ilerliyordu. Hah o hale gelene kadar
fark etmezsin. Gözlerin tekrar açıldığında kendini cayır cayır yanarken
bulursun. Uyandığında tutuncak dalın kalmaz.
Bu zör dönemde yanımda olan hastalıklı düşüncelerim için de
teşekkür ederim. Gerek edi gerek büdü üzerindeki
düşüncelerim için. İnsan geceleri uyumak için bıztık ile kastini oymayı düşünür mü hiç? Düşünür hem de her gece. Bazen
elini bıztık gibi düşünüp tiyatral bi oyun bile sergiler. Ya da köstük kafesini
açmayı? Bunlar hoş şeyler değildir.
Güzel günlerim de olmuyor değil. Şaka şaka olmuyor. Valla olmuyor. Mutlu diyebileceğim anlar bile
sarsılmaya o kadar müsait ki. Ya da en küçük bi sosyal etkileşimle cayır cayır
yanmaya başlıyor. Zor bir karar stabil kötü ile sarsıntılı iyi. Herhalde o
yüzden bu haldeyim zaten karar veremiyorum. Ve her geçen gün kendimi soldurmaya
devam ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder