23 Aralık 2020 Çarşamba
Arabere
Yok tamam da hiç mi yok!
Yine ölüyorum. Yine dağılıyor tüm bedenim. Zihnim kendi ağırlığı ile çöküyor. m/d^2 ve 1/d ya da alan/hacim. dayanıklık işte. bir dağın büyüklüğünün sınırı vardır. bir süreden sonra kendi ağırlığını taşıyamaz ve kendi içine çöker.
23aralık 2020 yine geldi o gün. İğrenç hissettiğim gözümü sadece yarım açabildiğim ve durmadan acı çektiğim o saniyeler yine hoş geldi. sefalar getirdi. oytun erbaş demişti. depresyonda olan sıçanları anlamak çok kolay diye. sıya atıyorlarmış. çırpınıyorsa sağlıklı. hareket etmeden batıyorsa depresyondaymış. ben batan sıçanım. batan sıçan badana sıçana barava dırana. tırana dırana!
her gelişinde sanki en kötüsü geliyor gibi hissediyorum. sorsalar hiç bu kadar büyük bir acı çekmedim hayatımda. içini kemiren. göz çukurlarını boşaltan. seni öldüren bir şey bu. e ama hani geçen seferki en kötüsüydü?? evet geçen seferki en kötüsüydü. mukaveme yeteneğimi de körertiyor herhalde bu meret. karşılaştırma flan filan dayanma.
Koca bi delik yani dibini göremediğin. önünü göremediğin arkana bakmaktan korktuğun flan filan.
Ama ancak bu dönemde ağlayabiliyorum. ya da gözlerim nemleniyor. devamı gelmiyor çünkü. yine de içimi deşen bu NEFRETten kurtulamıyorum. hala sırtımda taşıyorum. öyle gözüküyor ki ölene kadar da benimle olacak. ama ben dayanamıyorum artık. daha doğrusu dayanmak için bir sebep bulamıyorum. uzun bir süre umudum vardı. düzelebileceğime, kendimi tedavi edebileceğime ama. artık umudum da yok. daha doğrusu umutlanmak için bir sebep bulamıyorum. 4-5 senedir azıttı.
Biliyorum. Yarın bugün bu düşüncelerim de geçecek kendimi iyi hissedeceğim. Hiç yaşanmamış gibi olacak. Tekrar hatırlamam gerekecek. Memento'yu izledin mi? Hah o adam benim. Kendi ile savaş içinde hayatta kalmak için uyum yeteneklerini sonuna kadar kullanan bir herifim işte. Ama benim bir sebebim yok.
Ölüyorum ben! yok mudur yardım edecek baba yiğit. yok mu kurtarabilecek biri, benden? Yok mu? Yok tamam da hiç mi yok!
4 Aralık 2020 Cuma
Soluyorum
Solmayı düşünmediğim tek bir gün bile olmadı uzun zamandır. Tamam
bu biraz abartı oldu ama. Yani işte ayın 20-25 günü rahat düşünüyorumdur.
Düşünmek dediysem hadi öcümü alıyım herkesten görsünler ne hatalar
bellediklerini değil. Tamam bazen öyle olduğu da oluyor ama hemen vazgeçiyorum
bu saçma fikirden. İnadına amına koyim diyorum. İnadına. Ama her gün bu kadar
güçlü olamıyorum ya da sinirli her ne dersen.
Tüm bedenim esareti altına giriyor. Uyanamıyo,
uyuyamıyorum. Her şeyin arafında, istenmeyen yerdeyim. Gözlerim kendi içine
çöküyor tüm enerjim ve bedenim çürümeye başlıyor. Ağzımı açacak kadar güç
bulduğumda ise sayıklayarak yalvarıyorum “solmak istiyorum, solmak istiyorum,
solmak istiyorum..” “çok canım acıyor” favorim bu iki cümle.
Neyse bu halden çıkmanın kısa dönemli çözümleri de mevcut.
Doping bombardımanı olarak 31’i fazlasıyla öneriyorum. Ne zaman toleransınız
arttığına göre. beni max 1 aya kadar idare ediyor. Sonra diğer tüm zevklerim ve
düşüncelerim gibi o da koparılıyor benden. Pislik ve çürümeyle kaplanıyor.
Bakamaz, dokunamaz, düşünemez oluyorum. Yine çürümeye başlıyorum.
Ya da daha yıkıcı bir çözüm olarak öfke. Bu hale yani temel
güdülerine karşı verdiği savaşa sebep olabilecek tek bir şey tanıyorum. Farklı adları var ama esasında aynı şeyler. Öfke,
acı, uruk kralı gılgamış –yani hayalkırıklığı- sızı. Hepsi aynı bok. Duyguları
ayırmak saçmalıktır. Hepsi aynı kazanda kavruluyorlar ayıramazsın dangalak
herif. Neyse bu öfke seni ayağa kaldırır. Ama tehlikeli bir silahtır. Ucuzdur,
güçlüdür dayanılmazdır. Bir kere içine düşünce bağımlısı olursun hep özendiğin o
kişi olmuşsndur. Pervasız, güçlü, yenilmez, eğilmez yani bir orospu
çocuğusundur. Günler birbiri ardına
devrilir. Yakacak kalmadığında ise kendi kendini eritmeye başlarsın. Elbet
görmüşsündür içi boş bi böcek vardı ama ilerliyordu. Hah o hale gelene kadar
fark etmezsin. Gözlerin tekrar açıldığında kendini cayır cayır yanarken
bulursun. Uyandığında tutuncak dalın kalmaz.
Bu zör dönemde yanımda olan hastalıklı düşüncelerim için de
teşekkür ederim. Gerek edi gerek büdü üzerindeki
düşüncelerim için. İnsan geceleri uyumak için bıztık ile kastini oymayı düşünür mü hiç? Düşünür hem de her gece. Bazen
elini bıztık gibi düşünüp tiyatral bi oyun bile sergiler. Ya da köstük kafesini
açmayı? Bunlar hoş şeyler değildir.
Güzel günlerim de olmuyor değil. Şaka şaka olmuyor. Valla olmuyor. Mutlu diyebileceğim anlar bile
sarsılmaya o kadar müsait ki. Ya da en küçük bi sosyal etkileşimle cayır cayır
yanmaya başlıyor. Zor bir karar stabil kötü ile sarsıntılı iyi. Herhalde o
yüzden bu haldeyim zaten karar veremiyorum. Ve her geçen gün kendimi soldurmaya
devam ediyorum.
sınanma
kendimi dünya ile savaştaymış gibi düşünmek istemiyorum ama bir rahatsızlığım var. bir sınanma diyeceğim buna. bir iritasyon daha doğrusu. ...
-
kendimi dünya ile savaştaymış gibi düşünmek istemiyorum ama bir rahatsızlığım var. bir sınanma diyeceğim buna. bir iritasyon daha doğrusu. ...