Sayaç

blog counter

14 Kasım 2020 Cumartesi

Acının analizi

 

              Acı çekmek için yaşıyoruz. Her şeyden nem kapıyor. Her güzellikte bir kusur arıyoruz.  Günümüzün çoğu felaket tellalığı ile geçiyor.  Suçlamalar, hakaretler ve  inziva ile. Utanıyoruz, acıyoruz kendimize.  Nedenini bilmesek de. Hatta bunlara bile dayanamıyoruz. Kaçıyoruz yine. Üzülmeyi bile beceremediğimiz için  nefret  ediyoruz.  Yaşadığımız her saniyeden bir tiksinti duyuyoruz.  Sakız çiğneyenden , ağzı açık esneyenden, bacağını sallayandan, çok konuşandan, az konuşandan, hiç konuşmayandan… Hep bir bahane arıyoruz. Kendi kokuşmuşluğumuza, hissettiğimiz dayanılmaz "eksiklik, güvensizlik, karamsarlık ve sevgisizliğe" bahane arıyoruz. Nefretimizi mantıklı kılabilmek için bir bahane arıyoruz. Yaptığımız onca saçmalık arasında “bir şey” tutarlı olsun diye uğraşıyoruz. Çünkü “sebebini anlayamadığımız bu mutsuzluk”, her gün daha çok acı veriyor ve dayanılmaz oluyor. Ve belki nedenini bulabilirsek çözümünü de bulabilme umuduyla nefret edilecek bir şey bulabilmek için dizlerimizin üstüne çöküp yalvarıyoruz . Nefret etmek için bir neden arıyoruz. Bazen neden bile aramıyoruz. Saldırıyor ve bitmesi için çırpınıyoruz. Geldiğimiz yolu unutup daha da batıyoruz. Kendimizi içine attığımız kuyunun daha da derinine batmaya çalılıyoruz. Taa ki uyuşana kadar. Şanslıysak öfkeyle uyuşuyor, unutuyoruz .Sırf daha az üzülebilmek için acı çekiyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sınanma

 kendimi dünya ile savaştaymış gibi düşünmek istemiyorum ama bir rahatsızlığım var. bir sınanma diyeceğim buna. bir iritasyon daha doğrusu. ...